Bir an dur. Kendini dinle.
Bazen en uzak yolculuk, en içteki manzaralara ulaşır. Kendimizi anlamak, dünyayı yeniden görmenin başlangıcıdır.

Gün boyu bizi çağıran seslerin arasında, kendi iç sesimiz çoğu zaman en son duyulanıdır. Bildirimler, sohbetler, yapılacaklar listesi... Hepsi dikkatimizi dışarıya doğru çeker. Oysa yönümüzü bulmak için bazen yalnızca bir an durmak yeterlidir.
Durmak, hiçbir şey yapmamak anlamına gelmez. Durmak, fark etmektir: nefesin nasıl aktığını, bedenin nerede gerildiğini, zihnin hangi düşünceye tutunduğunu. Bu küçük fark ediş, içimizde yeni bir alan açar.
Kendini dinlemek, dünyayı yeniden duymanın ilk adımıdır.
Dinlemek bir pratiktir
Kendini dinlemek bir anda öğrenilen bir beceri değildir. Tıpkı bir enstrümanı akort etmek gibi, sabır ve tekrar ister. Her gün birkaç dakikalık bir sessizlik, zamanla daha derin bir iç duyarlılığa dönüşür.
- Güne telefonsuz ilk beş dakikayla başla.
- Gün içinde üç kez yalnızca nefesine dikkat et.
- Akşamları, günün seni en çok etkileyen anını not et.
Bu basit adımlar, iç dünyamızla kurduğumuz ilişkiyi yavaş yavaş değiştirir. Belki de aradığımız cevaplar, hep oradaydı; sadece duyulmayı bekliyordu.